|
|
|
Sağlığınız ile ilgili aradığınız tüm bilgiler |
Sağlık Bilgileri Arama Motoru
|
|
|
| |
|
|
| |
|
|
Kalp kapağı hastalıkları
Dünyada tüm ölümlerin %1-2’sinin sorumlusu olan
hastalığın kalp üzerindeki olumsuz etkileri genellikle
hastalığın kalbi tahrip etmesinin ardından ortaya
çıkıyor. Bu nedenle hastalığı bilip, erken dönemde
tedavi olmak çok önemli...
- Memorial
Hastanesi Kardiyoloji Bölümü hekimlerinden Dr.Türker
Baran, kalp kapağı hastalıkları ile ilgili bilgiler
verdi.
Kalp kapağı
hastalıkları özellikle ülkemizin bulunduğu coğrafyada,
gerek yaşam kalitesine, gerekse de yaşamın kendisine
karşı ciddi bir tehdit boyutunda varlığını koruyor.
Esasen dünyada tüm ölümlerin %1-2’sini kalp kapağı
hastalıkları oluşturuyor.
Bunun da ötesinde kimi zaman koroner kalp hastalıklarına
eşlik eden kalp kapağı hastalıkları rahatsızlığın
boyutunda artışa yol açarken, kalp kapağı hastalıkları
zemininde oluşan kalp yetmezlikleri, kalp atışlarında
düzensizlikler (ritm bozuklukları) insanlarda ciddi
yakınmaların oluşumuna yol açabiliyor.
KALP
KAPAKLARI NEDİR
Kalp, gevşeme ve kasılma hareketleri yaparak kanı
sürekli ileri doğru pompalayan en hayati organımız.
Birbirinden kaslarla ayrılan dört odacıktan oluşan kalp
içinde kanın, vücutta yaptığı gibi hep ileri doğru
hareket etmesi, geriye kaçmaması gerekiyor. İşte bu
ileri hareket sağlayan yapılara kalp kapakları deniyor.
Malp kapakları motorlardaki karbüratörlerin valflerine
benzetilebilir.
Kalbin alt ve üst odacıklar arasında yer alan iki
kapağının sağdakinin ismi triküspit, soldakinin ise
mitral kapaktır. Kanın kalbi terkettiği noktalarda, yani
kalp ile ana atardamarlar arasında yer alan diğer iki
kapağın sağındakine, akciğer ana atardamarları ile kalp
arasında yer alır, pulmoner kapak, soldakine ise ki bu
da aort dediğimiz temiz kanı vücuda taşıyan büyük
atardamar ile kalp arasında yer alır, aort kapak denir.
İşte kalp kapağı hastalıkları bu kapakların etkilendiği
tüm hastalıkların genel ismidir. Kalp kapağı
hastalığında kaşımıza üç tip bozukluk çıkar.
Birinci tipte kapakların açılımı kısıtlanmıştır.
Kapak açılamadığından darlık oluşmuş, normalde geçmesi
gereken kan miktarından az bir kısım ileri doğru
geçebilmektedir. Hortumun ucunu sıktığınızı düşünün,
suyun geçişi ne kadar tazyikle olur, su akamadığı için
geride göllenir, oluşan zorlanma belki de hortumun
musluktan çıkması ile sonuçlanır. İşte kalp kapak
darlıklarında da bu meydana gelir. Kapak darlığına bağlı
olarak yeterli miktarda kan ileriye geçemediğinden kan
basıncı düşer (hipotansiyon), çoçuklarda gelişme
gerilikleri, erişkinlerde nefes darlığı, çabuk yorulma
yakınmaları, bazı tiplerde de göğüs ağrıları oluşur.
Açılamayan kapağın gerisinde ise kan göllenmeye, artan
basınçla bu kalbin bu bölümleri genişlemeye başlar.
İleri akamayan kan ve sıvılar kimi zaman akciğerde kimi
zaman ise çevre organlarda birikir. Bu nefes darlığı,
ayaklarda ödem, şişme gibi tablolara yol açar. Kapak
darlıklarında bulgular oluşum mekanizmasına da bağlı
olarak erken dönemde ortaya çıkar.
İkinci tipteki kalp kapağı hastalıkları kapakların
açılımında değil ama kapanmalarındaki bozukluk ile
oluşur.
Kapakların asli görevleri kanın hep ileri doğru akışını
sağlamaktır demiştik. İşte bu görevdeki aksama
kapakların tam kapanamaması sonucu oluşur ve kapak
kaçakları meydana gelir. Yine bahçe hortumu ile sulama
örneğini verirsek; hortumda büyük bir delik olduğunu
varsayalım. Bu durumda hortumun ucunu daraltmasak bile
yeterli suyu sağlamayacağız. Aynı tablo kalp kapak
kaçaklarında vücudun başına gelir. Eğer kaçak fazla ise
dokular yine yeterli miktarda kana kavuşaz, kan basıncı
düşmeye meyleder.
Öte yandan ileri doğru gidemeyen kan kalp boşlukları
içinde birikir, bu sefer basınç, tazyik artışı ile değil
ama hacim artışı ile kalp kaslarını gererek büyütür ve
zaman içinde kalbin pompalayabilme, yani kasılıp gevşeme
özelliğine zarar verir.
Bu kalp kapağı hastalığının zemininde, kalp
yetmezlikleri gelişir. Kalp kapak kaçakları özellikle
yavaş seyirli ise uzun süre belirgin şikayet oluşturmaz.
Belirgin yakınmalar oluştuğunda kalp çalışmasındaki
bozukluk artık iyileşmez düzeye gelmiş olabilir. Bu
yüzden kalp kapak kaçakları kapak darlıklarına göre daha
tolere edilebilen ancak sinsi ilerleyen
rahatsızlıklardır.
Kalp kapak hastalıklarının üçüncü ve en sık görülen
tipinde, hem kapağın açılması hem de kapanması
kısıtlanmıştır.
En fazla yakınma oluşturan bu tipteki kalp kapağı
hastalıklarıdır. Hakim olan lezyon, açılım ya da
kapanmadaki sıkıntı, kişinin şikayetlerinin tipini de
belirler.
NEDENLERİ
Kalp kapağı hastalıklarının nedenlerine gelince; kalp
kapağı hastalıklarının içinde en önemli yeri (ülkemizde
de en önde gelen sebeptir) çoçukluk çağında, boğazda
yerleşen, üst solunum yolu infeksiyonuna yol açan özel
bir tipteki mikroplara karşı vücudda oluşan savunma
mekanizmasının yanlış bir yola girerek vücudun kendi
organlarına (başta kalp ayrıca böbrekler, beyin ve
eklemler) zarar vermesi ile oluşur. Aslında biraz da
kafa karıştırıcı olacak şekilde “romatizmal kalp kapak
hastalığı” olarak adlandırılan bu grup kalp kapağı
ameliyatlarının da önde gelen nedenidir.
Hayatın ileri yaşlarında özellikle kalbin sol tarafında
yer alan kapakların etkilendiği kireçlenmelere bağlı
kapak hastalıkları, kalbi besleyen koroner damarlardaki
tıkanmalar yani kalp krizleri sonucunda özellikle mitral
kapağın çalışmasını sağlayan kasların hasarlanması
sonucu gelişen mitarl yetmezlikleri kalp kapağı
hastalıklarının önde gelen sebebleri arasındadır.
Toplumun önemli bir kısmını, %2-5’sini etkileyen, kapak
yapısının daha esnek, daha elastik, bir kısmında da
süngerimsi bir kalınlaşmanın eşlik ettiği “mitral kapak
prolapsusu” özellikleri nedeni ile ayrı bir yazı
konusudur.
Doğumsal kalp hastalıkları kalp kapağı hastalıklarına
neden olan ayrıcalıklı başka bir gruptur.
TANI
Kalp kapağı hastalıklarının tanısı günümüzde çok kesin
ve net olarak, risksiz bir tetkik yöntemi olan kalp
ultrasonografisi, yani ekokardiografi ile konur.
Yaklaşık yarım saat süren bu inceleme ile kalbin
anatomisi, yani yapısı bu arada performansı incelenir.
Kalp kapaklarının yapısı, açılımı ve kapanması izlenerek
varsa kaçakların miktarı, kalp odacıklarının boyutları,
yani kalbin büyüyüp büyümediği, kalp içi ve damarlardaki
basınçlar saptanıp kalbin pompa gücünde azalma olup
olmadığı araştırılır.
Kimi zaman ek bilgiler edinilmek istendiğinde yemek
borusuna endoskopiye benzer bir yöntemle ince bir tüp
konarak yapılan transözofajiyal ekokardiografiye, kimi
zaman da ilaç ya da koşu bandının kullanıldığı stress
ekokardiografiye başvurulur.
TEDAVİ
VE TAKİP
Tanı konup rahatsızlığın ciddiyeti ortaya çıkarıldıktan
sonra artık sıra tedavi ve takip sürecine gelir. Takip
için belli aralıklarla ekokardiografi işlemi tekrar
edilir. Ekokardiografi ve kişinin kliniği, yani
şikayetlerinin derecesi, efor yapabilme kapasitesi
tedavide strateji geliştirmede kullanılan iki temel
unsurdur. Tedavi seçenekleri arasında medikal yani
ilaçla tedavi ayrıca girişimsel tedavi yer alır. Kimi
zaman bu iki seçeneğe aynı anda başvurulabilir. İlaç
tedavisinde anlaşılması gereken esas, ilaçların
kapaktaki mekanik rahatsızlığın kendisini ortadan
kaldırmayacağıdır. Çoğu zaman ilaçlar kapaktaki
rahatsızlığın ilerlemesini engellemekten de acizdirler.
Ancak kapak rahatsızlığının kalp üzerindeki olumsuz
etkileri ilaçla büyük oranda engellenebilir. Kalp kapak
hastalığı zemininde gelişen kalp yetmezliklerinin ve
ritm bzoukluklarının tedavisinde de çoğu zaman ilaç
tedavisi tek başına yeterli olur.
Girişimsel yöntemler
İlaç tedavisi yetersiz olduğu anda ya da kalp kapağı
hastalığı kalbe belirgin bir şekilde olumsuz etkimeye
başladığında, kalbi büyüttüğünde, kalbin çalışmasını
bozmaya başladığı zaman girişimsel yöntemlere sıra
gelir. Girişimden kasıt genel olarak cerrahi ve kateter
yolu ile yapılan balon işlemidir.
Cerrahi yani ameliyat gündeme geldiğinde yapılan şey
genel olarak kapağın tamir edilmesi, bu mümkün olmuyorsa
bozuk kapağın çıkartılıp yerine protez, yapay bir kapak
takılmasıdır. Kapak tamiri daha ziyade kaçak oluşan,
kapak yapısında fazla kireçlenmenin olmadığı mitral ve
triküspit kapaklara başarı ile uygulanır. Bu işlemin
yapılamadığı durumlarda, kapak darlıklarında, özellikle
kireçlenmenin ön planda olduğu kapak rahatsızlıklarında
ise kalp kapakları protez kapaklarla değiştirilir.
Kişinin özelliğine göre tamamen metalik kapaklar ya da
kısmen organik madde içeren bioprotez kapaklar
kullanılır.
Kapak yapısında fazla kireçlenmenin yer almadığı açılım
kısıtlılıklarında başka etkin bir girişim yöntemi
kateter yani anjiyografi yöntemi ile yapılan balon
işlemidir. Hemen ertesi gün kişinin taburcu
edilebildiği, genel anesteziye ihtiyaç duyulmayan bu
yöntemde ince bir tel ile kasıktaki damarlardan girilip
kalbin içine dek ilerlenir, açılımında kısıtlama
gelişmiş kapağın hizasında şişirilen bir balon ile
yeterli açılma sağlanır.Sonuçları iyi olmakla beraber bu
işlem daha ziyade zaman kazanmaya yöneliktir. Zaman
içinde kapakta yeniden açılım kısıtlılığı gelişebileceği
gibi balonla açma sırasında gelişen yırtılmalarla bu
sefer kaçak problemi ortaya çıkabilir. Bu durumda
ameliyat her zaman için yapılabilir bir seçenek olarak
hazır bekler.
Kapak hastalığının girişim zamanlaması çok önemlidir.
Zamanı gelmeden kapağın protez kapakla değiştirilmesi
protez kapağın yaratabileceği riskleri gereksiz yere
daha uzun bir sure yaşamak anlamına gelir. Aslında
protez kapak cerrahisi bu konuda çok deneyimli ve ünlü
cerrahın dediği gibi “bir hastalığı başka bir hastalık
yaratarak tedavi etmektir”. Öte yandan gerektiği halde
girişime başvurulmaması kalpte geriye dönüşümsüz
değişikliklerin oluşmasına yol açar ve kişinin hayatını
çok ciddi anlamda önlenemez bir risk ile karşı karşıya
bırakır.
Aslında esas olan, tüm rahatsızlıklarda olduğu gibi kalp
kapağı hastalıklarında da oluşmadan önüne geçebilmek...
Diğer Makaleler
|